Kitap Kafası #10
Merhaba,
Canım bültenimin 10. sayısıyla sizlerleyim.
Nasılsınız?
Umarım her şey yolunda ve yerindedir. :)
Günün şarkısını bırakıp hemen konuya giriyorum:
İlk olarak Kitap Kulübümün Şubat duyurusunu gördünüz mü? Bu ay kulübümüzde Alper Canıgüz’ü ağırlıyoruz. İlk buluşma (konuksuz) 15 Şubat’ta, Alper Canıgüz’ü ağırladığımız buluşma ise 24 Şubat’ta. Bu linkte detaylar var. Ayrıca kulübümüzün Instagram hesabını da takip edebilirsiniz.
Annie Ernaux’nun son kitabı Kızın Hikâyesi’ni okudum, çok beğendim. Israrla tavsiye ederim.
Geçtiğimiz ay kulüpte Kübra adlı romanı okuduk, Afşin Kum’un ktiabı biliyorsunuz. Netflix’te dizisi de mevcut. Onu da izledim. Kitabı daha çok sevdim, elbette. Kulüpteki söyleşi de o kadar iyi geçti ki. Kitabı tavsiye ederim. Diziyi de ederim ama kitabı daha çok. :)
Anatomy of a Fall’u izleyip çok sevdiğimi söylemiş miydim? Hatırlayamadım. Neyse konumuz o değil, filmin başrolü Sandra Hüller’in karakterinin masum olup olmadığı bilmeden oynadığını öğrendim. Muhteşem bir şey değil mi? Şu tivite göre Sandra Hüller, çekimler sırasında yönetmen Justine Triet'e bu konuyu sorduğunda "Karakter masummuş gibi oyna" yanıtını almış. Bir diğer haber de filmin yönetmeni bu yılki Oscar adayları arasında en iyi yönetmen kategorisinde tek kadın sinemacı olarak aday gösterildi. Hadi inşallah Justine Hanımcım ya. Ben sizi tutuyorum! :)
Edebiyat dünyamız geçen hafta “intihal” davasıyla çalkalandı. Mine Kırıkkanat'ın Elif Şafak'a karşı açtığı dava Kırıkkanat’ın lehine sonuçlandı. Yazar, Twitter’dan duyurdu dava sonucunu. Kitabın yayıncısı Kırmızı Kedi maalesef şöyle talihsiz bir tweet attı. Elif Şafak’ın yayıncısı Doğan Kitap da dava sonucuna bu tweetle karşılık verdi. En nihayetinde davanın sonucunu etkileyen bilirkişi raporu konuşuluyor, bilirkişi heyetinde hiçbir edebiyatçının olmaması yazarlar tarafından çokça eleştirildi. Ve tabii bu karar sonucunda Elif Şafak’ın linç derecesinde eleştirilmesi de… Orhan Pamuk, Latife Tekin, Oya Baydar + 130 yazar bir metin yayınladı. Bu metinde şunlar söylendi: Edebiyatçılar olarak bu linç kampanyasını endişeyle izliyoruz.
MUBI’de Fallen Leaves’i izledim. Ya bu ne kadar hoş, bu ne kadar garip, bu ne kadar güzel bir film. İzlesenize.
BBC 2024’ün en çok beklenen kitapları listesi yapmış. Stephen King’in, Elif Şafak’ın yeni yayımlanacak kitaplarından ziyade en çok heyecanlandıran Marquez’in yazdığı süreçte demansa yakalandığı ve “kayıp roman” olarak bilinen romanı oldu. Yazarın ölümünden tam 10 yıl sonra yayımlanmış olacak bu kitap, adı Until August. Marquez, son günlerinde ve hafızası zayıflarken yazmış bu kitabı ve son imzasını atmasına rağmen bu eserin ölümünden sonra yayınlanmamasına karar vermişti. Ancak ölümünden 10 yıl sonra, Márquez'in oğulları Rodrigo ve Gonzalo García Barcha kitabın yayınlanmasına karar verdi. Kitap "kadın özgürlüğü ve arzusuna dair olağanüstü ve derin bir öykü" olarak tanımlanıyor. Penguin Random House UK'nin bir baskısı olan Viking tarafından 12 Mart 2024 tarihinde İngilizce olarak yayımlanacak. Hadi bakalım, Türkçemize de gelsin de kavuşalım.
Muhteşem bi haber daha: Şair Gülten Akın’ın hayatı aynı anda iki biyografik yapıt hâlinde şiir severlerle buluşuyor. Biri Livera Yayınevi tarafından yapımı gerçekleştirilen “Gülten” belgeseli, diğeri de yine Asuman Susam’ın Gülten Akın’ın hayatının anlattığı biyografi kitabı. Okunsun, izlensin.
Suat Derviş’in Ankara Canavarı isimli resimli romanını Levent Cantek’te görüp merak ettim! Edineceğim en kısa zamanda. Levent Abi’nin şu anlatımından sonra merak etmemek pek mümkün değildi.
Markiz Pastanesi geri dönüyor duydunuz mu? Yani umuyoruz ki döner. Beyoğlu’nun simgelerinden Markiz Pastanesi’ni 10 aylık bir sürecin ardından Mehmet Erkul ve Tekin Esen satın aldı. Kendileri Narmanlı Han’ın da sahipleri. Pastaneyi açmayı temenni ediyorlarmış. Umarım Markiz efsanesine kavuşuruz. Arada şehrimize dair ufak mutluluklar ve heyecanlar yaşamıyor değiliz gördüğünüz gibi. Markiz’in tarihi ve son gelişmeleri için bu ay bir Kafa Dergisi edinin çünkü en arkada sayfasında Melike Çapan’ın Markiz yazısı var.
Vigdis Hjort’un Postane Günlükleri çıkmıştı biliyorsunuz, Siren’den. Miras’tan sonra Türkçede yayımlanan ikinci kitabı. Vigdis’le yine bu ayki Kafa Dergisine kitaba dair ilk röportajını gerçekleştirdik. Yine dergide okuyabilirsiniz.
Gitmek istediğim birkaç sergi/mekân var. Size onlardan da bahsedeyim, belki karşılaşırız bazılarında:
İlk olarak Artİstanbul Feshane’yi ziyaret etmek istiyorum. Burada pek çok kültür sanat etkinliği var. Şunu görün diyemiyorum mutlaka ama Instagram hesaplarını takip ederseniz, haftalık programı görebilirsiniz. Hesap burada.
İkincisi Arter’deki #FarzEtKiSenYoksun #SupposeYouAreNot isimli ilk özel koleksiyon sergisi. Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle oluşturulan serginin küratörü Selen Ansen. Sergi, Arter’in 4. ve 3. kat galerilerinde görülebilir.
Üçüncü heyecanla beklediğim sergi de “Yerle Gök Arasında!” Çizer ve ressam Selçuk Demirel’in eserlerinden oluşan bu sergi 16 Şubat – 9 Nisan arasında Institut français İstanbul sergi salonunda olacak. Açılır açılmaz oradayım.
Bir diğeri de The Stay Boulevard Nişantaşı’ndaki “GÜLMEKTEN KENDİNE DÖN” sergisi. Mekân, 1 Şubat - 5 Nisan tarihleri arasında bu şahane sergiye ev sahipliği yapıyor. Galeri 77, portföyünden özenle seçtiği genç ve köklü beş sanatçının eserlerini ilk defa bu karma sergide bir araya getiriyor. Sanatçılar Narek Arzumanyan, Gago, Sedat Girgin, Evgenia Saré ve Arthur Tonakanyan.Instagram’da takip etmeyi sevdiğim birkaç hesap:
Tanıdığım en iyi ve en tatlı okurlardan biri, Ege.
@books_and_ege
Kitap okunacak yerlerin binbir çeşidi.
@whereiwouldliketoread
Avusturya’da enfes bir kitapçı/yayıncı.
@perimeterbooks
Delirdiğim bir kırtasiye, evet Japonya’da. :)
@bungu.store
Ve son olarak Viyana’da bir el yapımı defter tasarımcısı.
@paper_republic
Siz de bu tarz ve keşfettiğiniz hesapları aşağıya yazarsanız, epey bir güzellik yaparsınız bana.
Aaa gitmeden, Cortazar ve kedisine bakın:Bu haftalık bu kadar.
Görüşmek üzere,
Öptüm!




